Sorulara yazılan cevapları okurken şöyle sordum kendime acaba sorulduğunda bu cevapları verebilir miyim die. Hani yazıyor ya
--we pray five times a day, I do not tell lie, I read Quran deeply vs.
Şöyle dinledim vicdanımı ,yo değil, diyemiyorum. Hani ne kadar temsil ediyorum ki dinimi. Oraya gittiğim zaman ülkem hakkındaki soruların yanında bu tarz soruların da gelebileceğini hiç düşünmemiştim ta ki bir hafta öncesine kadar. Tesadüf eseri tanıştığım iki koreliyle istekleri üzerine okulu gezdirdikten sonra bir yerlerde oturup sohbet ettik ve yarım saat sonrasında o ardı arkası kesilmeyen sorularını yöneltmeye başladılar. İçlerinden birisi dinler hakkında çok meraklıymış ve sürekli araştırıyormuş. İslam dinine de ilgi duyduğunu söledi ve başladı sormaya. İlk olarak benim de Müslüman olup olmadığımı sordu. Evet cevabını duyduktan sonra da beynimden vurulmuşa döndüğüm o soruyu sordu. ‘Why you do not use a scarf’. O an yüzümün kıpkırmızı olduğunu görür gibiydim. Ne diyebilirdim ki kıza daha kendime dahi dürüst bir şekilde itiraf edemiyorken sebebini. Şöyle bir afalladım önce sonra da bir şeyler ‘zırvaladım’. Cevaplarım beni bile tatmin etmedi. Neyse daha sonra camilerden konu açıldı ve günde kaç defa dua ettiğimizi sordu. Beş dedikten sonra da günün hangi saatlerinde namaz kıldığımızı sordu. Ben tabi yine aynı cehennem sıcağını hissettim. Sabah namazı vaktini hatırlamak dakikalarımı aldı resmen. En son ne zaman sabah namazına kalkmıştım acaba? Sonra birden fazla eşlilikten tutun da neden içki satımının serbest domuz etinin yasak olduğuna kadar sordular. Sordukları bir diğer soru da Quran ve Hz. İsa hakkındaydı. Bizim Hz. İsa’ yı nasıl gördüğümüz, Quran’da nasıl bahsedildiği vs, vs. Ben bildiğim kadar cevaplamaya çalıştım ama toplamda kurduğum cümle sayısı 10 u geçmezdi. Hadi bu soruları geçtim burada bayan arkadaşların sokakta rahatça sigara içtiklerine halbuki bunun kendi kültürlerinde çok kötü bir imaj yarattığına kadar değindiler, o kadar yani. Ya ben kendimi hiç bu kadar eksik ve kötü hissetmemiştim.
Daha sonra bir iki defa yine görüştük bu arkadaşlarla en son ayrılırken ben onlara şal ve klasik nazar boncuğu hediye ederken onların bana ‘Mecdelli Meryem’in gözünden ISA MESIH’ filmini hediye etmeleri ise çok manidardı.
Uzun bir yazı oldu kusura bakmayın, belki de şu günlerde hassas bir noktama dokunduğundandır bu başlık samimi bir şekilde bu tecrübemi paylaşmak istedim.
Yeni farkettim de o kadar türkçe keliminin arasında ‘Quran’ ın işi ne. Ah şu okul, ne hale çevirdin!





Alıntı
Bookmarks