Toplam 8 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 8 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Konu: 2015 Work and Travel Maceram. Eastward Ho Country Club, Chatham, Cape Cod

Konulanmış Görüntüleme

önceki Mesaj önceki Mesaj   sonraki Mesaj sonraki Mesaj
  1. #2
    Acemi Watçı
    Üyelik tarihi
    Dec 2014
    Yaş
    32
    Mesajlar
    40
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Pasaport sırasında birkaç arkadaş edinmiştim. Hepimiz heyecanlıydık ve hangi otobüse bineceğimizi bile bilmiyorduk. Oradaki görevlilerden yardım istedik ve sağolsunlar yardım ettiler. Saat 11 pm civarıydı ve ilk otobüs 6 am deydi. Yani havaalanında geçirmem gereken 7 saat vardı. Vakit geçirmek için dolanırken adres sorduğumuz görevli yanıma geldi ve bir arkadaşı göstererek aynı yere gittiğimizi söyledi. Çocuk Nicolae adında bir Moldova lıydı. Havaalanında tanıştık, izin günümüzde onun arkadaşlarıyla New York’ a gittik ve hala da facebooktan konuşuruz. Burda önerim çevreye kapalı olmamanız, kiminle arkadaş olup olamayacağınız belli olmuyor. Nicolae la havaalanında tanışmasaydım New York a ve dönüşte de sokak partisine katılamazdım. Onu da sırası gelince anlatacağım.

    Her neyse saat yavaş işliyordu. Deli gibi uykum olmasına rağmen uyuyamıyordum. Koltuklar yatmaya müsait değildi ve oturarak da uyuyamıyordum. Ben dahil 7 Türk ve Nicolae bekleme salonunda vaktin gelmesini bekliyorduk. Neyse sonra bacaklarımı koltukların yan taraflarındaki desteklerden içeri sokmayı başardım ve 1 saat uyuyabildim. Uyandığımda yemek yemek için Dunkin Donuts’a gittik ve açıkçası sandviçi beğenmemiştim. Tüm yemeklerin böyle olmasından korkuyordum.

    Saat 6 gibi otobüsü beklemek için dışarı çıktık. Delicesine yağan yağmur, Cape Cod’da karşılaşacağım havanın fragmanı gibiydi. Yanılmıyorsam 6.45 gibi otobüs geldi ve diğer Türkler farklı yere gittikleri için onlarla vedalaştım ve Nicolae la Chatham otobüse bindim. Nicolae sürekli konuşuyordu ve zaten uykusuz olan beni daha da yoruyordu. Evet ingilizce bölümde okumama ve 3. Senem olmasına rağmen ingilizce konuşmak zordu, anlamıyordum ve düzgün konuşamıyordum.

    1-1,5 saatlik bir yolculuktan sonra Hyannis aktarma merkezine gelmiştik. Hyannis, Cape Cod un merkeziydi ve buradan da Chatham otobüsüne binecektik. Hem havaalanında hem de Hyannis transportation centerda free wi-fi olması işimi kolaylaştırmıştı. Çok işime yarayan, ama travel kısmında lanetler okuduğum google mapsden gideceğim yere ne kadar uzak olduğuma bakıyordum. Otobüse binme zamanı gelmişti. Şoföre Eastward Ho Country Club a gitmek istediğimi söylemiştim. Şoför yardımcı olacağını söyledi ve yolculuk başladı. Yaklaşık 2 saat yol gitmiştik ve Nicolae Chatham Bars Inn ‘ de çalışacağı için orada inmişti. Otobüste tek başımaydım ve şoför ormanlık kenarında durup işte geldik burdan sonrasını yürüyeceksin dedi. Elimde valizim sırtımda çantam vardı. Bilinmeyene doğru ilerliyordum ve etrafta restorana dair bir iz yoktu. Şoforün tarif ettiği gibi ormanın içinden yürümeye başladım. Yanımdan geçen arabalar duruyor ve bana yardım etmek istiyorlardı. Onlara Eastward Ho ya gitmek istediğimi söylediğimde neredeyse geldin diyip yanımdan geçip gidiyorlardı.

    Eastward Ho Country Club bir golf klubüydü ve ben onun restoranında çalışacaktım. Karşıdan koşarak gelen bir kadın vardı. Spor yapıyordu ve onu durdurup adresi sordum. Gayet sıcakkanlı bir yanıt verip 50 metre ilerisindeki tabelayı gösterdi. Evet, gelmiştim. Şimdi Restoran Menajeri Evelyn le görüşmem gerekiyordu. Kadına teşekkür edip, ordan ayrıldım. Golf klubü çok büyüktü. Müşterilere restoranı sormuştum, birisi bir kapı göstermişti oradan içeri girdim ama pek restorana benzetemediğim için dışarı çıktım. Daha çok oturma salonu ve otel gibiydi. Daha sonra klübün gift shop tarzı eşyalar satan bir dükkanı vardı. Oraya gittim ve Evelyn le görüşmek istiyorum dedim. Bana ilk girdiğim binayı gösterdi ve tekrar oraya girdim. Bu sefer hemen çıkmadım ve ilerledim. İlerleyince orada bar olduğunu, doğru yere geldiğimi fark ettim. Barmenlere Evelynle görüşmek istiyorum dedim. Cevap verdiler ama ne dediklerini anlamamıştım ve restoranda ilerlemeye başladım. Daha sonra bizim Çinli yani Evelyn in karşıdan geldiğini gördüm ve odasına inip işin detaylarını anlatmaya başladı. Dinlenmem için bana 2 gün off vermişti. İşlemleri halledip Patrick e beni eve bırakmasını söyledi. Patrick de benim gibi üniversitede okuyan 20li yaşlarında bir çocuktu. Arabasına binerken karşıdan sarışın bir kız Patrick’e selam verip bir ara kahve içelim dedi. Kızın bu teklifi benimle tanışmak için yaptığını sandım ve bu kadar hızlı mı diye düşündüm. Tabiki daha sonra işin aslının bu olmadığını anladım, meğer kız ve Patrick sevgiliymiş. Pat beni eve bırakırken biraz sohbet ettik ve Amerikalıların sıcakkanlı olduğu konusundaki düşüncelerim daha da pekişmiş oldu.

    Eve gelmiştim. Burası haftalık 80 dolar ödeyeceğim, civardaki evlere göre baya ucuz bir evdi. 5 restoran çalışanı kalıyorduk. Oda arkadaşım Türk’tü ve bu beni biraz üzmüştü. Çünkü ben Amerika’ya dilimi geliştirmeye gelmiştim. Onun dışında evde ben ve oda arkadaşımdan yaşça büyük olan 30lu yaşlarında italyan, fransız ve tayvanlı vardı.
    Off günlerimde kendime bir telefon hattı ve priz dönüştürücü almak için Hyannis e gittim. Çünkü Chatham da gerçekten hiçbir şey yoktu. Bazı marketler vardı ama onlarda da sim card satılmıyordu. Bunun dışında priz dönüştürücüyü de Chatham da bulamamıştım. Hyanniste ilk olarak Cape Cod Mall dan sim card aldım. Vergiler dahil 54 dolardı ve USA içi sınırsız konuşma mesaj, 1.5 gb internet ve TR sabit hatlara 250 dk içeriyordu. Daha uygununu bulamamıştım ve mecburen almıştım. Daha sonra K-marta gittim. Priz dönüştürücü arıyordum. Tek parça bir şey bulamamıştım ve kasiyerden bana yardımcı olmasını istedim. Kadın bana dönüştürücünün yerini gösterdi ama dönüştürücü büyük bir takımdı. Diğer ülkelerin prizleriyle uyumluydu. 7-8 tane dönüştürücüsü vardı ve fiyatı da 35 dolardı. O kadar çok para vermek istemiyordum, çünkü TR deyken 2-3 dolar olduğunu duymuştum.Bu arada Türkiye den de bi dönüştürücü almıştım ama aldığım parça İngiltere prizlerini dönüştürmek içinmiş. Ona dikkat edin ABD ninki ince uçlu oluyor, Britanyanınki kalın uçlu. Her neyse fiyatının 35 dolar olduğunu görünce baya bi bozulmuştum. Çünkü yaklaşık 100 liraydı ve bu fiyata basit bir dönüştürücü almak ahmaklık olur diye düşünüyordum. Yine de çaresizdim çünkü bunu bir şekilde almam gerekiyordu. Telefonumun şarjı her an bitebilirdi. Bozulduğumu fark eden kadın, arkadaşım olup olmadığını, ABD de ne yaptığımı, ne kadar süreliğine geldiğimi sordu. Kadınla biraz muhabbet ettikten sonra öbür kasiyerle yine anlayamadığım bir şeyler konuştular ve kadın dönüştürücüyü satın aldı. Daha sonra bana döndü ve “Amerika ya hoşgeldin!” dedi. Gözlerim dolmuştu, böylesine bir insanlık örneği beklemiyordum. Kadına çok teşekkür edip Chatham a döndüm.

    WORK WORK WORK
    İş günü gelmişti. İlk günüm olduğu için eğitimim vardı ve saat 3pmde işe başlayacaktım. Oda arkadaşımdan otobüs talimatlarını alıp yola koyuldum. Evelyn’ in yanına gittim. Bana teorik birkaç şey anlattı ve daha sonra beni eğitecek olan Nicole(Nikol) geldi. ( Havaalanındaki Nicolae(Nikolay) la karıştırmayın lütfen. Aslında Işıl Işılay gibi ama olsun) Bu Patrick’ in sevgilisi dışarıda gördüğüm kızdı ve o zamanlar hala o teklifi benim için yaptığını düşünüyordum. Neyse Nicole bana nasıl müşterilere nasıl davranmam gerektiğini ne söylemem gerektiğini, tabakların nasıl taşınacağını anlatıyordu. O kadar hızlı konuşuyordu ki oda arkadaşım Azer’in tabiriyle beynim yanmıştı.

    Birkaç hatadan sonra işe alışmıştım. Nicole sürekli emir vererek konuşuyordu ve o ilk günkü, ya da eğitimdeki güler yüzlü Nicole gitmişti. Bu durum beni rahatsız ediyordu ve emir verilmesinden gerçekten hoşlanmıyordum. Nicole a gıcık olmaya başlamıştım. Aynı şekilde menajer Evelyn e de. Nicole 3 yazdır orada çalışıyordu ve kendini üstün görüyordu. Aynı zamanda Nicole un Evelyn in gammazcısı olduğunu düşünüyordum. Beni sürekli eleştirdiklerini düşünüyordum. Çünkü onların bana karşı soğuk tavırları beni öyle düşünmeye itmişti. Bunun dışında restorandaki herkeste bi soğukluk hissediyordum. Birisi beni fena halde çekiştiriyordu ve bunun Nicole olduğunu düşünüyordum. Evelyn ve Nicole bana ters giderse ben de onlara ters giderim diye düşündüm. Söyledikleri şeyleri yapmamaya ve onlarla konuşmamaya başladım. Evelyn sürekli beni eleştiriyordu. Bir gün beni yanına çağırdı ve burada çalışmak istiyor musun diye sordu. Ben bulunduğumuz salon kısmında zannettim ve ne zaman diye sordum. Genel olarak dedi ve işimden memnun olup olmadığımı sordu. Performansını beğenmiyorum, sana boşuna para veriyorum sana ihtiyacımız yok gibisinden beni yıpratıcı şeyler söyledi. Her ne kadar kendimi savunmak istesem de olmuyordu, konuşamıyordum. İngilizcem düşüncelerimi anlatacak kadar yeterli değildi. Bir kaç gevelemeden ve ağır eleştirilerden sonra moralim bozuk bir şekilde çalışmaya devam ettim.

    Haftalık çalışma saatleri ilan edilmişti. Türkiye deyken minumum çalışma saati 35 olarak gösterilmişti ama Evelyn bana o hafta 25 saat çalışma vermişti. Anlayamıyordum neden herkesin bana düşman kesildiği beynimi sürekli meşgul ediyordu. Daha sonra yaptıklarımı gözden geçirdim. İyi niyetimden kaybediyordum evet iyi niyetimden. Herkese sorumlu olunan masa numaraları veriliyordu ama restoranın genel bir kuralı vardı; sürekli başkalarına yardım et. İşte ben bu 2. Kuralı uyguluyordum. Restoranda en çok çalışanlardan biri olmama rağmen Evelyn bana çalışmıyorsun sana boşuna para veriyorum diyordu. Bir sonraki haftanında çalışma saatleri açıklandı. Sonuç hüsrandı. Bana 20 saat vermişti. Eğer böyle giderse travel için hiç param olmayacaktı. Bunun üzerine TR deki sponsorumla konuştum ve iş değiştirme şartlarını konuştum. Bana 1 hafta daha beklememi, düşünmemi ve kesin karar vermemi söyledi. O esnada Evelyn in gözüne girmem gerektiğini düşünüyordum. Çünkü saatleri dağıtan oydu ve yardımsever olmak prim yapmıyordu. Ben de diğerleri gibi kendimi düşünmeye başladım. Önceden nerde yemek yenmişse o masayı temizlerdim, sorumlu olduğum masalar benim için önemsizdi, ama başkalarının çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Onlar sadece kendi masalarını temizliyorlardı ve işlerini iyi yaptıkları için övgü topluyorlardı. Oysa onların işlerini de yapan bendim ve ben onların masalarını temizlerken benim masam kirli kalıyordu. Gelen servis aksıyor, garsonlar beni şikayet ediyordu. İşte kötü itibarım bundan kaynaklanıyordu.

    Onun dışında ben hiç istememe rağmen Azer yabancıların yanında Türkçe konuşuyordu ve onlar da doğal olarak onlar hakkında konuştuğumuzu sanıyorlardı. Oysa durumu onlara yetersiz ingilizcemiz yüzünden izah edemiyorduk. Biz 2 Türk ün itibarı gerçekten kötüydü.
    im.
    Konu mrm34 tarafından (27-01-2016 Saat 08:38 PM ) değiştirilmiştir.
    EASTWARD HO COUNTY CLUB. MASSACHUSSETTS-CAPE COD-CHATHAM 2015
    LAZY LOBSTER. MASSACHUSSETTS-CAPE COD-CHATHAM 2015

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Massachusetts,Cape Cod 2015
    Konu Sahibi qevende Forum Diğer Eyaletler
    Cevap: 17
    Son Mesaj : 03-04-2016, 09:30 PM
  2. 2015 Work and Travel 2015
    Konu Sahibi salih0016 Forum Work and Travel Genel Bilgi Alanı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 08-08-2014, 05:54 PM
  3. cape cod
    Konu Sahibi burakasdasd Forum Konaklama Şeçenekleri
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 01-06-2012, 05:10 PM
  4. Wequassett Resort and Golf Club CHATHAM,MA
    Konu Sahibi makukula Forum Otel, Motel ve Hostel İşleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 03-01-2012, 02:57 AM
  5. Resort & Country Club - 4 Değişik iş - Jackson, WY (Wyoming)
    Konu Sahibi shinoda Forum Diğer İş Seçenekleri
    Cevap: 16
    Son Mesaj : 18-12-2009, 08:02 AM

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •